Header Ads

header ad

Kemal Karakaya Blog

Blog İsmi: Kemal Karakaya
Kategori: Kişisel Blog
Blog Linki: http://kemalkarakaya.blogspot.com.tr/

Blog Tanıtımı

Öğretmenler. Çok fazla konuşanları var değil mi? Bu konuşmaların hepsinin yazıya döküldüğünü bir düşünün. Çok fazla olurdu. Orası kesin ama sıkıcı da olabilirdi. Ben de bir öğretmenim. Ancak burada ve bloğumda her konuştuğumu yazıya dökmek niyetinde değilim :)

Uzun zaman önce açmıştım bloğumu. Hangi konular üzerine yoğunlaşmam gerektiğine karar verememiştim bir türlü. Şimdi karar verdim artık: Her konuda. Neden kendimi kısıtlıyorum dedim kendi kendime. Anladığım, dinlediğim, gezdiğim, gördüğüm…Hoşuma giden her şey kısacası. Bir gelir elde etmenin stresinden uzak, bana ilginç gelen her şeyi kaleme alabilirim. 

Öğretme isteğim de var tabi ki . Dedim ya, ben bir öğretmenim. Nasıl bu kısmı atlayabilirdim ki. “Yavrum sen kalk söyle bakayım, ben burada ne anlatmak istedim?” diyebileceğim bir ortam yok doğal olarak blogda. Onun için özellikle tarihimizi, kültürümüzü ilginç, dikkat çekici örneklerle ve sıklıkla kaynak göstererek aktarmak istedim. Ne de olsa parolamız: “Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” 


Sadece tarih değil elbet. Yeri geliyor insan hafızasını, yeri geliyor teknolojik bir olayı, yeri geliyor bazı olaylara karşı kişisel bakış açımı yazıya döküyorum. Öğrenmenin sürekli olması gerektiğine inanan biri olarak öğretmenin de sürekli olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu durum aslında diğerleri için öğrenme sürecinin bir parçası olacaktır. Yeri geliyor ben öğretiyorum yeri geliyor öğrencim yaşındaki çocuklardan ben öğreniyorum. Özellikle teknoloji konularında mesela.

Bakın Tarihin en ünlü filozoflarından Sokrates şöyle bir olay yaşamış : Sokrates (MÖ. 470 MÖ. 399), Atina kanunlarına göre yargılanıp ölüme mahkûm edildi. Sokrates’i son kez görmeye gelen öğrencilerinden birinin elinde bir saz gördü. Sazın nasıl çalınacağını öğrenmek istediğinde öğrencisi hayretle: “Üstadım! Ama nasıl olur? Az sonra zehri içeceksiniz, çalmaya vaktiniz olmayacak ve bir zevk duymayacaksınız.” dedi. Sokrates şöyle dedi:

“Evladım! Asıl zevk çalmakta değil, çalmayı öğrenmektedir...“ 

Kısacası hep öğrenmeye açık olmalıyız, yoksa bizimkiler Sokrates’e göre daha sert konuşmuşlar :

“ Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur. “ (N.F.Kısakürek)

Açtığım sekmeler (Şimdilik) :

Hakkımda : Açıklamaya gerek yok sanırım :)

Kişisel : Genellikle kaynak göstermeye gerek olmadan, günlük hayatta yaşanan olaylara bakış açım veya hayatımdaki önemli olaylara değindiğim bir kısım. Mesela; Evlilik Yıldönümü. Gibi…

Teknoloji : Teknolojik aletler de olabilir, yazılım konusunda da olabilir. İlerleyen günler özellikle PHP konusunda bilgiler vermek istiyorum.

Videolar : Çok hoşuma giden olayları sadece yazmıyorum, seslendirerek video haline getiriyorum. Bu bölümde de onları paylaşıyorum.

Ders Olsun : İşte benim en çok sevdiğim bölüm. Ders çıkartabileceğimiz her şey diyebilirim.

Gezdim Gördüm : Gezdiğim ve insanların da faydalanması amacıyla detaylı bilgi verdiğim kısım. Ancak bu kısım da Videolar bölümü gibi çok uğraş istiyor. 


Blog içeriğinden bir yazı:


   Anadolu'nun her yanına sohbetiyle, sıcaklığıyla yayılmış bir kültürümüz var: Çay. Nereye giderseniz gidin hep çayla karşılanırsınız. Bu kültürün güzelliği bilimsel olarak da kanıtlanmış. Sebeplerini duyunca hak vereceksiniz. Ama sebeplerine geçmeden önce şunu da belirteyim; burada çayı karşılaştırdığım kahve Türk kahvesi değil.

Sıvı İhtiyacını Daha İyi Karşılar 

     Kahveyle çayı karşılaştırdığımızda çayın vücutta sıvı ihtiyacını çok daha iyi bir şekilde karşıladığını söyleyebiliriz. Çünkü çay sadece bitkilerle çeşnilendirilmiştir ve sıvı ihtiyacını anında karşılar. Ancak kahvede durum öyle değildir. Kahvenin içindeki suyun vücut tarafından emilmesi daha uzun sürecektir.

Daha Uzun Süre Zinde Tutar

     Çoğumuz kahvenin kafein miktarının çok daha fazla olduğunu biliriz. Hatta bu sebeple uyanık kalmak istiyorsak kahve içeriz. Aslında bu tam bir efsaneymiş. Kahve çayın kafein miktarının aynı olduğu araştırmalarla ortaya çıkmış. Hatta çayın sağladığı enerji takviyesinin daha uzun süreli olduğu ispatlamış. Kahve içtiğimizde aldığımız hızlı kafein aniden enerjimizin yükselmesine ama bir o kadar hızlı düşmesine sebep oluyor. Çaydaki kafeinin emilimi yavaş yavaş olduğu için daha uzun süre enerji veriyor. Yani sabahları güne başlamadan önce kesinlikle çay...   

Daha Fazla Antioksidan

     Kahvede mi yoksa çayda mı daha fazla antioksidan vardır? Cevabınız çoğunluk gibi kahve olduysa yanıldınız. Günümüzde üreticiler, çayın yararlarını arttırmak amacıyla, çaya daha fazla antioksidan ekliyorlar. Demek ki çaylar bol antioksidanlı. 

Diş Sağlığına Daha Yararlı   

     Kahve de çay da diş sağlığı için mükemmel içecekler değil elbette ama günde tüketilen bir ya da iki fincan çay dişlerinizin flüorür düzeyini dengede tutarak, dişlerinizin sararmasına engel olacaktır. 

Stres Seviyenizi Düşürür  

     Kahve kalp atışlarınızı hızlandırırken çay sizi yatıştırır ve beyninizi rahatlatır.  Çay için, stresten uzak yaşayın.

     Daha bahsedemediğimiz kemikleri güçlendirmesi, bağışıklık sistemini güçlendirmesi gibi bir çok özelliği var çayın. Güne çayla başlamak gerek. Öğlen çayla bir mola vermek, akşam sohbet ederken bir çay içmek gerek.
Blogger tarafından desteklenmektedir.