Header Ads

header ad

Kitap Cumhuriyetim













Blog İsmi: Kitap Cumhuriyetim

Kategori: Edebiyat Blogu

Blog Linki: http://kitapcumhuriyetim.blogspot.com.tr/

Blog Tanıtımı

Öncelikle bizlere blogumuzu tanıtma fırsatı veren Blogumu Tanıt ailesine teşekkür ederiz. Bundan yaklaşık 4 sene önce blogumu açtım. Blog açma amacım okuduğum kitapları unutmamaktı. Bir çeşit günlük olarak açmıştım. Eskiden okuduğum romanları aynı amaçla deftere kaydederdim:)

Bloguma ziyaretçi çekmek gibi bir amacım olmadı ilk başlarda. Zamanla eklediğim romanlar insanlar tarafından okunmaya ve yorumlanmaya başlayınca bu durum çok hoşuma gitti. Sonuçta bir emek verip yayın hazırlıyorsunuz ve bu yayın insanlar tarafından okunup yorumlanıyor. Zamanla blogum gelişmeye başladı. Yeni çıkan bazı yazarlar kitaplarını yorumlamam için bana kitaplarını gönderdiler. Wulf Dorn adlı yazarın resmi Facebook sayfasında blogumdan bahsetmesi beni çok mutlu etmişti.

Kitap blogumu açtığımda site tasarımı hakkında pek bir bilgim yoktu. Bakıyorum da tam 3 kez tema değişmişim. Şimdi bu anlamda biraz bilgi birikimine sahip oldum. Bu da blog yazmanın başka bir olumlu yanı olsa gerek. Blog yazarak yeni arkadaşlıklar kurmakta mümkün. Yeni yeni insanlar tanıyoruz, yeni fikirler ediniyoruz. İyi ki blog yazmak gibi bir eğilimimiz olmuş.

Zaman zaman bloguma gelip beni yazdıklarımdan dolayı eleştirenler de oldu, teşekkür edenler de oldu. Ülkece eleştiriye alışık bir toplum değiliz maalesef. En ufak bir eleştiride hemen acımasızca yargılayanlar oluyor. Bu çok anlamsız bir davranış. Sonuçta herkes farklı düşünceye sahip olabilir. Saygı duymak lazım. Eleştireceğiz ki gelişeceğiz.

Kitap Cumhuriyetim adlı blogumu açtığımda ülkemizde çok az edebiyat blogu vardı. Şuan ise epey var. Bu durum gösteriyor ki ülkemizde okumaya olan ilgi giderek artıyor. Hal böyle olunca Edebiyat Blogları da bu anlamda önem kazanıyor. Bu bloglar sayesinde yeni kitapları tanıyıp, okudum. Kitap tavsiyeleri benim için çok önemli.Kitap alışverişlerinde epey yardımcı oluyor.

Okuduğum roman ve eserleri yorumladığım,güncel edebiyat haberlerini paylaştığım Kitap Cumhuriyetim adlı bloguma herkesi beklerim, sevgiler..


Blog içeriğinden bir parça:


VikinglerBu romanda kuzeyin soğuk savaşçıları Vikingler'den bahsedeceğiz arkadaşlar.Roman yer yer Biyografi özelliği taşıyor olsa da daha çok savaşlarla geçiyor.Konu Vikingler olunca savaşlar genelde denizlerde geçiyor tabi.Vikinglerin denizlerdeki üstünlüğünü ve yağmacı politikalarını görüyoruz.Gerçek yaşamdan da kesitlere yer vermesi ile ilginç bir roman olmuş.


Norveç Kralı 1. Olaf'ın yaşamından kesitler bulduğumuz romanda bol bol savaş var:)Kölelikten krallığa yükselen Olaf'ın güçlü karakteri romana damgasını vurmuş.Tabi kölelikten gelipte Kral olmak hiçte kolay bir iş değildir aksine bol kanlı ve entrikalı bir iştir.


Kitabımızın ana karakteri olan Olaf Triggvison iki yaşında iken Kral olan babası öldürülür ve annesi Olaf'ı yanına alarak kaçar ancak bu kaçış uzun sürmez.Klerkon Flatface isimli biri onları yakalar ve anne ile oğulun yolları burada ayrılır.Olaf köle olarak bir çiftliğe satılır.Köle olarak hayatını devam ettirirken şans eseri Dayısı olan Sigurd Erikson ile karşılar.Dayısı olduğunu sonradan öğrenecektir.Sigurd Erikson Kralı adına Kuzey Estonya'dan vergi almaya gittiğinde Olaf ile karşılaşır ve onun asil bir soydan geldiğini düşünmektedir ve bu düşüncesinde haklıdır.Olaf'ı köle olarak satın alır.Olaf ise bu gizemli adamın kendisini öldüreceğini düşünmektedir.


Roman bu andan itibaren akıcı hale gelmeye başlıyor. Dayısı Olaf'ı Kraliçe Allogia'nın yanına götürür ve onun hayat hikayesini anlatır.Kraliçe bundan çok etkilenir ve Olaf'ı asil bir insan olarak eğitmeye başlar,Onun eksiklerini tamamlamasına yardımcı olur.Altın sarısı saçları,uzun boyu ve adaleli kaslarıyla kısa zamanda adından söz ettiren Olaf savaş alanında da kendisini çok geliştirir.Viking soyundan gelmesi bu karakterini ön plana çıkaracaktır.


Henüz 16 yaşındayken Kral ona devasa bir ordu kurar ve emrine binlerde adam verir.Henüz tecrübesiz olduğunu söylese de Kral ona güvenir ve Olaf bu güveni boşa çıkarmaz.Alınan zaferler ve Olaf'ın kabiliyeti kısa sürede bütün ülkede yankılanır.Özellikle İngiltere kıyılarına yaptığı saldırılar ve yağmalar onun ününe ün katmaktadır.


Denizlerdeki savaşlar kanlı bir şekilde devam ederken,Olaf artık bir Pagan olmayı reddeder.Hayatı sorgular ve Thor,Odin gibi tanrılara inanmayı red eder ve Hristiyan olur.Kitabın ikinci kısmında bu sıkça yer alır.İnsanları Hristiyanlaştırmaya çalışır.


Kitabın sonunda Olaf'ın tam olarak ölüp ölmediği muamması kafa karıştırıyor.Kimileri onun Savaş kaybedip öldüğünü düşünse de kitabın son sayfasında bu konu net değil.Denize atlayıp kaçtığı ve bir daha ülkesine dönmediği belirtiliyor kimi kaynaklarda ise boğularak öldüğü yazıyor.


Sıkılmadan okuduğum Çerez niyetine gidebilecek bir roman.Vikinglere ve onların yaşam tarzlarına ilgi duyuyorsanız bu romanı sıkılmadan okuyabilirsiniz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.