Header Ads

header ad

Annesinin Prensesi

Blog ismi : Annesi'nin PRENSES'i

Kategori : Anne-bebek (Kişisel konularda olabiliyor)

Blog linki : https://esilammm.blogspot.com.tr/

Blog Tanıtımı


Öncelikle herkese merhabalar demek istiyorum. Benim adım Özlem. Sevenlerimin taktığı isimle Özo da diyebiliriz. Bursa'nın İnegöl ilçesinde 1 Ağustos 1989 yılında Dünya'ya geldim. Ailenin en küçüğüyüm. Deyimsel ifadeyle kazanın dibiyim.

Gülmeyi, konuşmayı, insanları çok fazla seviyorum. Bir o kadar da katıyımdır. Haksızlığa katiyen gelemem. Patır patır laflarımı sayarım. Ancak patavatsız değilim. Emir almaktan nefret ederim. Rica edilmesi ilk ve son tercihimdir. Oyunun her türlüsünü hala bu yaşımda bile seven biriyim. Futbol ve miskette dahil olmak üzere. İlköğretimde koşuyla ve basketbolla ilgilendim. Ortaokul ve lisede de aynı şekilde lisanslı voleybol oynadım. Kızımdan dolayı ertelemek zorunda kalsam da kitap okumayı çok seviyorum.

Okul hayatım boyunca hep çok çalışkandım. Hatta derslerdeki başarım nedeniyle özel sınıflarda yer aldım. Lisede de bana en çok tavsiye edilen okula yani Sağlık meslek - HEMŞİRELİK bölümüne gittim. Severek başlamama rağmen insanların acı çekmesine dayanamadığım için mesleğimi yerine getiremedim. Ve bunun üzerine gülerek yapacağım bir meslek olan, satış danışmanlığını seçtim. Gerçekten 3 yıl boyunca severek yaptım. İyi bir pazarlamacı olduğumu düşünüyorum. İnsanlarla diyaloğumda samimi ve içtendir.

annesinin prensesi - anne blogu tanıtımı


2014 yılının eylül ayında 2.5 yılı birbirimize bahşettiğimiz adamla evlendim. Mutlu ve sevgi dolu bir aileye sahibiyim. Bu güzel evliliğimizi,hayatına hayatımızı adadığımız, yaşam perimiz, 9 aylık prensesimizle taçlandırdık. 4 yıl önce rüyamda mavi gözlü, beyaz tenli ve 6 aylık civarında bir bebek görmüştüm. Bir kaç ay önce anladım ki rüyama giren o dünya tatlısı kız benim kızımmış. Bloğumu açmamda bana ilham verende minik meleğim oldu zaten.

Bloğum adından da anlaşılacağı gibi anne-bebek üzerine kurulu olmasına rağmen, aklıma gelen her konuyu da yine bloğumda dillendirebiliyorum. Anne-bebek bloğu olması sadece annelere özel olduğu anlamına gelmez. Bu dünyadaki herkes birer anne-baba adayı olduğu için tüm kitleye hitap ettiğimi düşünüyorum. Yazmak benim için içimin dışa dökülmesi demek. Ve siz değerli okuyucularımdan da döktüklerimi birer birer toplamanızı ve bana destek olmanızı bekliyorum. Okurken farklı farklı yerlere gideceksiniz. Lütfen sizde Alaaddin'in uçan halısına binin ve keyifle blog dünyasında yolculuğuma başlayın.

Deli dolu yapım nedeniyle çok fazla gülücüklere maruz kalabilirsiniz. Ama merak etmeyin. Bu hastalık öldürmez aksine yaşatır. Hepinize tek tek değer verip, yorumlarınızı en güzel şekilde cevaplayacağıma emin olabilirsiniz. Ve yazılarıma sonuna kadar güvenebilirsiniz. İnanmadığım hiç bir şeyi, kuru kalabalık olsun diye bloğumda paylaşmam. Bana kalsa daha çok şey anlatırım ama uzun uzun yazıp sizleri tanıtım bunalımına sokmak istemiyorum Tek cümleyle bloğumu anlatacak olursam "ZORUNLU DEĞİL, GÖNÜLLÜ ANNE OLUN" diyorum. Ve hepinizin de bu felsefeyle bebeklerinizi büyütmenizi temenni ediyorum…

GERÇEKLEŞTİRMEK İSTEDİĞİM PROJELERİM :


  • Öncelikle en büyük isteğim bloğumda yardımlaşmayı sağlamak. "Gönüllü annemin gönlünden gelen hediye" sloganıyla yola çıktığım bu projemde başka çocuklarımıza da annelik yapabilirsiniz. Bildiğiniz gibi çocuklarımız çok çabuk büyüyor ve özenerek aldığımız her şey elimizde kalıyor. Tek yapmanız gereken elinizdeki çocuklarınıza küçük gelen ( kesinlikle eskimiş değil ) ve atmaya kıyamadığınız eşyalarınızın bilgilerini ( eşyanın içeriği; pantolon, kazak gibi- eşyanın yaşı-bulunulan şehir ) o yazıya ait makalenin altında paylaşmak. İhtiyacı olan kişi sizinle mail yoluyla irtibata geçecek. Bu şekilde hem eski geleneği sürdürmüş olacağız hem de herkes bu toplu kıyafet değişiminden faydalanabilecek. Siz de gerçek anlamda bunları değerlendirebilecek insanlara ulaşabileceksiniz. Özellikle aynı şehirden kişilerin birbirini bulması, tanışması açısından da güzel bir yaklaşım olabilir. Eğer uzak şehirdeki birine bu hediyeler gönderilecekse, kargo sisteminden yararlanılacak. Hatta bize ulaşan yetiştirme yurdu ilgilileri olursa, oraya da hediyelerinizi gönderebilirsiniz. Buradaki amacım sadece İNSANLIK, hem yapan için hem alan için.
  • Diğer bir projemse; "Ninnilerin Kardeşliği" Sesi güzel olan annelerimiz, çocuklarına okuduğu ninnileri, en az 15 ninni olacak şekilde derleyip cd yapsınlar. Ve yine bu başlıkla yazdığım makalenin altında mail adreslerini ve şehirlerini paylaşsınlar. İhtiyacı olan arkadaşlarımızda, bu kişilerle mail yoluyla irtibat kursunlar. Video şeklinde cd tanıtımını gördükten sonra eğer beğenirlerse, kapıda ödeme seçeneğiyle, anlaştıkları fiyata temin etsinler. Ninniler ne kadar farklı ve kendinize ait olursa, talep de o kadar çok olur. Buradaki amacımız da hem benim gibi sesi güzel olmayan anneler için farklı ninni seçenekleri sunabilmek, hem de ev hanımlarımıza ek gelir sağlayabilmek 

Umarım bloğumu beğenir ve içtenlikle okursunuz. Yorumlarınızı görmekten gurur duyacağımı bilmenizi istiyorum. Tekrar blog sloganımla yazımı sonlandırmak istiyorum.

Blogdan bir yazı:

Çocuklar Süt Sevmiyor mu?



Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği ‘zararsız’ ve lezzetli bir şeyler almak istedim. Ufak tefek atıştırmalık yiyeceklerin yanında marketten en sevdiğim markanın ambalajlı sütünü aldım. Bizim evde çok tüketildiği için sütü artık otomatik alıyorum hiç düşünmeden.


Evlerine gittiğimde arkadaşım torbaları boşaltırken sütleri kendime aldığımı sanınca bayağı şaşırdım. Meğer çocukları süt “sevmezmiş”. Bu aslında onun dediği tabii ama orada bir şey demeden, evde bal, kakao gibi tatlandırıcı bir şeyler olup olmadığını sordum. Kakao poşetini elime aldım ve annemin hazırladığı kakaolu sütü hazırlamaya giriştim.

Benim düşünceme göre, çocuklar bir gıdayı, bir yiyeceği sevmediğinde bu gerçek fikir değil, bir etkilenme veya zorlanma sonucu oluyor. Yani çocuğu yemesi veya içmesi için zorlarsan o çocuk o gıdayı bir daha tüketmeyebiliyor. O yüzden çocukları serbest bırakmak, sıkmamak, o gıdayı farklı türde onlara sevdirmek lazım.

Kakaolu sütlerini ve atıştırmalıklarını hazırlayınca onları çağırdım ve sütle ilgili bir hikaye uydurdum hemen. Sonuç belli; sütlerini bayılarak içtiler. Konu neyi yaptığınızdan çok nasıl yaptığınız. Pazarlamanın önemini buradan anlıyor insan. Arkadaşım şaşkın tabii.
Sohbet ettiğimizde ise çekinerek ambalajlı sütleri pek kullanmak istemediğini söyledi. Nedenini sorduğumda ise besin değeri düşük olduğunu söyledi. Bunu da araştırmadığını, tamamen kendi fikri olduğunu söyledi. Gel bakalım o zaman dedim. Dedikodu yapacağımıza, magazin konuşacağımıza bunu araştıralım dedim. 1-2 saat gezindik yerli ve yabancı sitelerde. Çıkan sonuçlar ise onu şaşırttığı kadar beni de şaşırttı zira bilmediğim bir sürü şey öğrendim. Bu vesileyle arkadaşıma da teşekkür ederim yeni şeyler öğrenmemi sağladığı için.

İlk olarak ambalajlı sütler, şu an ortalıkta gezen çiğ sütlere göre denetimli ve kontrollü olduğu için kesinlikle ama kesinlikle daha güvenli ve sağlıklıymış. Ambalajlı sütler, ısıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği’ne uygun ısıl işlem geçirirler ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylanan tesislerde üretilirmiş.



Isıl işlem, dünya çapında tüm sütlere uygulanan bir yöntemmiş meğer. Bunun amacı, insanlarda ciddi hastalık riski oluşturabilecek etkenlerin tamamen uzaklaştırılmasıymış. Ayrıca besleyiciliğinden ve içeriğindeki vitaminlerinden de herhangi bir kayba uğramazmış. Yani arkadaşımın fikri yanlışmış. Araştırmasak, sorgulamasak yanlış bir fikre inanmaya devam edecekti.

Bu arada aranızda çiğ süt kullanan varsa diye çok ama çok önemli bir bilgi eklemek istiyorum. Çiğ olarak tüketime sunulan açıkta satılan sütler biliyorsunuz sokakta, dükkan önlerinde, mağaza kapılarında filan satılıyor. E tabii soğuk zincir de hak getire! Bu sütlerde soğuk zincir sağlanamadığından, tüketiciye ulaşana kadar geçen taşıma sürecinde toplam bakteri yükü artıyor. Bu zararlı mikroorganizmaların uzaklaştırılması amacıyla evlerde kontrolsüz bir şekilde uzun süre kaynatılıyor ve bu yüzden vitamin-mineral kayıpları ambalajlı sütlere göre daha fazla oluyor.

Aman diyeyim her yerden süt almayın, çiğ süt almayın, denetimden geçmeyen sütü doğal sözüne kanıp eve sokmayın. Çocuklarınızı da onu sevmiyor, bunu sevmiyor diye şartlandırmayın. Sadece neyi nasıl sunacağınızı bilin ve çocuğunuza, yeni şeyler denemesi ve sevmesi için her zaman şans verin. Hepimize örnek ve ders olsun bu deneyim.
"ZORUNLU DEĞİL,GÖNÜLLÜ ANNE OLUN"

Blogger tarafından desteklenmektedir.